Kalemini Kalbine Değdirenler…
Sevmek!
Nasıl bir duygu dersiniz acaba? Hey size sesleniyorum; kendini aşka kaptırdıklarını zannedenler. Düşündünüz mü? Nasıl aşıksınız? Aşkınız ne yönde?
Evet. Ben düşündüm. Gecelerce kafa patlattım. Okudum, yazdım. sonunda keşfettim. Aşkın bizim için hep arzu ve nefislere dayalı bir olay olduğunun kanısına vardım. Tabi ki bu da olmayan sevgiyi köreltmede ilk adım olmuştur. Bir arkadaşım ‘can verilesi bir yar için sevmek’ der.
Yar mı yoksa YAR mı? Hangisi?!!
Bence bir kişinin YAR’a olan sevgisi kapalıdır kalbinin bir köşesinde. Ve en iyi yakınlaşmasının yolu yar ile olur. Bir vesiledir yar bu oyunda. Sevmek en büyük, en yüce, en anlayışlı YAR’a ızdırap çekmetir. Gecelerce YAR uğrunda ağlayıp, YAR’a sevgili olmaktır. O’na yalvarmaktır. Damarında ki kanda hissetmektir O’na olan kudretini. Sılayı en acımasızca yaşamaktır. Terbiye etmektir nefsini ayrılık ile. Bu da dünyada kendini yok saymak olur bir süre sonra. Mum gibi yanıp erimektir, ateşin kızgın azabında. Hep O’na ulaşmayı hedef edinmektir. Ve en önemlisi gönlünü bu uğurda yıpratmaktır.
İşte ne ben ne de siz bunu yapabildik. Oysa yapsak neler olur bir düşünün. Ama yapamadık. Belki de şu an çektiğimiz ızdırapların çoğu hala bunu anlayamamanın sonucudur. Kalbimizi bu uğurda eskitmenin, sadece kavuşmyı istemenin, yolunu gitmeye erinmenin bir felaketidir.
Peki. Böyle mi olmalıydı?!
Elif Hilal ŞİMŞEK
Beklemekteyim hala umuda erişeceğim sabahı, umut ekilmiş sevgi biçilmiş günü hasretle çekiyorum sabırla bekliyorum…
Delice bekliyorum, herkesin sustuğu sevgi haykırışlarıyla yankılanan yürek boşluğunu. Adıyorum hayata hayallerimi salıyorum gökyüzüne sevdiklerimi ve sevenlerimi. Tekrar sevgiyle birleşmek için. Farkındayım, hissetmekteyim yaşadığım ama düşünmeden seni bir gün benimde bulacağımı. Benimde sevgi diye haykıracağımı.
Gözlerim kapalı. Sadece düşünmek için arayıp bulmak için. Hani dediğim zaman çıkıverir boşluktan. Hani dediğim zaman cevap verir benim buradayım sevgi diye.
Eğer sanıldığı kadar kolay olsaydı sevgi derken yürek titremez, gözler dolmaz, kalp ağlamazdı. Ama zor. Sevgi derken yeri bile inletmek mümkün. Dili bile döndürmek zor. Kalbi bir kerede koparıp atmak bile sevgiye bağlı.
Sevgi, derken bile huzurluyum…
Sevgi, derken bile bir farklıyım… çünkü sevgiyi seviyorum…
Ama en güzel sevgi o Sevgiliye. En güzel sevgi sevgiyi öğretene. En güzel sevgi, sevgiyi yüreklerimizde hissettirene. En güzel sevgi yalnızca O’na…
Sevgi, seni ve seni öğreteni seviyorum.
Çünkü seni andıkça sevdiğimi biliyorum.
Bir Sevgi Sevdalısı
Emine DÜNDAR
Dökülen yapraklar hüznü uzatırken sulara, gökyüzü bütün maviliğiyle sevinci zincirliyor gönüllere.
Hüzne hazırlık yapan toprakta teselli bulmak için düşen yapraklar, giden bir sevgili gibi son defa yüzünü gösteren güneşe, ağlarcasına bakıyor. Sanki bu hüzne bulanıklığıyla suda eşlik ediyor. Gölletin kenarında bulunan yeşillikler hüzne yakalanmamak için olanca kuvvetiyle direniyor.
Gelen kuş sesleri ve ayaklarımda ezilen gazellerin çığlıkları hüznün dikkatini dağıtıyor. Karşımdaki çıplak dağlara bakarken, sazlıktan gelen kurbağa sesleri, ilgiyi üzerine çekmek isteyen çocuklar misali mızmızlanıyorlar. Bulunduğum yere oturup sırtımı bitkin gövdesiyle,son demlerini yaşayan ağaca yaslandım. Hüzne teslim olan ağaç, beni de hüzne çekercesine bana arkadaş oluyor. Oturduğum yerde, çerçeveli bi resme kilitlenir gibi etrafı izliyorum. Karşımdaki çıplak dağlara, durgun suya ve dökülen yapraklara kapılıyorum. Uzaktan çok uzaklardan gelen rüzgar, suyun durgunluğuna ve kurumuş yaprakların kulağına bir şeyler fısıldar gibi onları harekete geçiriyor. Rüzgarın bana da fısıldadığını, içime işlediğini hissediyorum.
Doğanın çığlıkları arasında bir ağacın hazin sonunu düşünüyorum. Bir ağacın hazin sonu ve ömrün bitişi. nede garip! İnsan ömrü mevsimlere benziyor. Sonbaharda hüznü, baharda umudu yaşıyor. Ve artık hüzn.
Hüzün, sararmış yaprakta, kurumuş gövdede. Umudun bitip, ümitsizliğin olduğu yerde. Acının bağrında, ayrılığın durduğu noktada. Hüzne kucak açmışsa insan bir kere, sessizlik kaplar tüm dem ve damarlarını. Hep ayrılık şiirleri gelir aklına, hep hüzzam türküleri mırıldanır. Gülmeyi bir başka bahara erteler. Gözlerinde hep bir damla yaş ve dudaklarında buruk bir tebessüm biriktirir. Yitik sevdaların hüznüyle, ağır adımlarla ilerler hayatta. Umutlar yaprak olur alevlenir de yanar. Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan.
Artık kuşlar yalnızlığa kanat çırpar. Kendine döner ve artık içinden konuşur. Hüznünü, ayrılığını, gözyaşını. Son demdeki haline bürünür. Üzerine gecenin kara örtüsünü çeker. Uzarda uzar o zaman geceler. Yıldızlar seni izler taa ötelerden. Hüzün türküne oralardan eşlik eder.
Dökülen yaprakla son bulan gülüşlerin. Rüzgarlı gecenin örtüsüne gizlenir bakışların. Anlarsın o zaman hüznü ve yalnızlığı!…
Ukbanur OKUR
Start Slide Show with PicLens LiteGözyaşı esiri olan, sevgiliye duyulan, sevgimin en derininde bulunan, sevdam. Sen bu bedenin damarlarında gezen damla damla kansın. Seninle yaşam bulur ruhum. Seninle hayata döner gözlerim.
Sen bu yüreğin sevgisine düşen en güzel aksın. Seninle yüreğimin sevgisi, hayatımın sevgisi, mutluluğumun sevgisi, tıpkı saf ve duru bir karın simgesi. Senin gönlüme düşürdüğün ak ile…
Sen bu gönlün kıyılarına düşen sevdasın. Bu sevda ne hayat, ne özgürlük nede yürek sevdası. Bu sevda gerçek sevgiliye duyulan sevgiyle yoğrulan bir mutluluk mayası. Yüreğim nerede, sen yüreğimde nerdesin, ey sevgili, ilmek ilmek gönlüme işlenen, göz kamaştıran güzellik sembolüm. Bitmez tükenmez bir senin sevgin yüreğimde, bir senin adın düşürmediğim dilimde, bir senin aşkın dolu dolu tüm ömrümde.
Sana verdim gönül güvercinimi. Sana uçurdum tebessüm kelebeğimi, kondurdum el-Emin olan ismine. Senin için ağlayan kütüğüne kondurdum.
Dindir gözyaşımı sevgili, doldur sevdanla gönlümü, sen sevdirme, sensiz güzel olmayan güzellikleri. Sen sevdir sana dair hayatımızda anlam bulan ve yüreğe tek tek düşen cemrelerini.
Bir Sevgi Sevdalısı
Emine DÜNDAR
Gülmeyince çiçek açmaz…
Baharda bile canlanmaz…
Yok sayar eğer hüzün varsa gönülde…
Bitap düşmüşse yürek yok sayar gülmeyi. Direnir kalp… Sızıntıyla yoğrulur… Ağlayan göze adım atarak doğrulur… Ve uyur… Gözlerini kapatmadan… Nefes alışı zor ve yaşama gücü tükenmiş… Ve yok sayar hayatı anlamı yoksa. Çare aranır diyardan diyara. Çare yanı başında bilmez mi dersin ey can! Bilir ama gözünü bürümüş acı ne yapsa gönlü delinir. Sızıntının ortasında sızlamamak için bu kaçış. Ve düşmemek için, hayata bıkmadan bakış..
Yok sayar baharı, duyguyu yok sayar, gözyaşına talipse. Acı adı olmuşsa yok sayar gülmeyi. Ve yok sayar övünerek her daim sevmeyi. Bilmez mi sanırsın ey can. Bilir aslında asıl gerçeği,ölümden öte bir yerin var oluşunu… Bilir aslında ölüm var. Kimine hüzün belki de kimine düğün. Ama aslında bilmediğimiz kördüğüm. Ölüm var bilir ama kim yüreğe dinletir, kim sevdaya anlatır şimdi. Ayrılık değil kavuşmaktır ölüm. Ölüm var; kimine hüzün kimine düğün. İşte o zaman yok saymaz hayatta var olan baharı ve ölüm sonrası açacak olan mehtabı.
Bir Sevgi Sevdalısı
Emine DÜNDAR
Rahmetin sesi var dışarıda olanca haykırışıyla. Yağmur damlaları iniyor gökyüzünden toprağa. Selam sana ey toprak diyor. Ben Rabbimin emriyle sana hayat vermek kuraklığını gidermek için gönderilen binlerce taneden biriyim. Sen lisan-ı haliyle dua ettin, su Rabbimdedin bende cevap olarak gönderildim diyor her bir yağmur tanesi. Temizliğini ve nezihliğini toprağa bağışlayarak, eriyor, vazgeçiyor kendinden. Küçük bir damla hükmündeyken toprağın bir parçası oluyor aniden. Var oluşu yaşıyor yok oluşta. Ve Elhamdüllillah dedirtiyor gören gözlere hisseden gönüllere, idrak eden akıllara.
Yağmur ki, Muhammedi bir davetin adı. O Muhammed (s.a.v)ki rahmet kaynağı. Tıpkı bir yağmur tanesi gibi indi Mekke’nin kurak ve çorak toprağına İslam la hayat getirdi cahiliye insanlarına. Davası uğruna azarlandı, hor görüldü taşlandı. Evet deseydi Allah alt üst ederdi o taşlayanları. Ama hayır dedi. Çünkü o rahmet peygamberiydi. Yağmur damlası kadar temizdi, müjdeleyicidi.
Peki ya bizler, bir yağmur tanesi olabiliyor muyuz? Yetişebiliyor muyuz, kurumuş gönüllere? Vazgeçebiliyor muyuz benliğimizden gerektiğinde? Yoksa kuraklığı mı yaşıyoruz? Yağmur olmak yerine yağmura muhtaçlığı mı hissediyoruz? Peki ya neleri barındırıyoruz kurumuş yürek toprağımızda. Rabbe yalvarıyor muyuz büyük bir susuzlukla.
Su diye inliyor muyuz? Hala kuraksa toprağımız biz hakkıyla Allah’a yalvaramamışız demektir. Yağmura olan ihtiyacımızı anlatamamışız. Yüreklerimiz hissetmemiş, gözyaşlarımız süslememiş dualarımızı, sadece dilde kalmış söylediklerimiz. Dilden kalbe indirmeyi becerememişiz. Şimdi, bir daha açalım ellerimizi. Söylediklerimize kalbimiz şahitlik etsin, gözyaşlarımız eşlik. Ve dualarımız gitsin Rabbe. Yağmur damlaları olarak dönsün geriye. Bu yağmurda yıkansın kurak topraklarımız. Sonra şükür için secdeye değsin alınlarımız.
Acizim, muhtacım, dertliyim
Ben ki kurumuş bir gönül sahibiyim
Bir damla su diye inleyen avareyim
Rahmetini dinleyen bi çareyim
Gönder Rabbim
Şüphesiz ki sen Rabbimsin
Yağmur ver Rabbim
Vermek istemeseydin istemek vermezdin
İstiyorum Rabbim
Sen’den affını, mağfiretini diliyorum.
HAZAL NİDA TUNAHAN
Start Slide Show with PicLens LiteUzay ne kadarda sınırsız, gökyüzüne kadar da ulaşılmaz değil mi?
Gökyüzünü, yıldızları seyretmeyi severim. Gökyüzü geceleri, insanların yansımasıdır. Aslında her yıldız bir insanı temsil eder. Yaratılış görevini en iyi yerine getiren en parlak olanıdır ve parlaklık derecesi görevindeki samimiyetiyle ölçülür. Yıldızların en parlağına Güzeller Güzeli derim, gökyüzüne ilk baktığım da gördüğüm yıldızı da kendime benzetirim.
Şehrin ışıkları orada hayat olduğunu haber verirken, yıldızlarda gökyüzünde hayatın var olduğunu haber verir bizlere. Biz bilmesek de hayat vardır yıldızlarda. Ezanda okunur orada, namaz da kılınır.
İnsanlar birbirlerinden ne kadar farklı ise, o kadar tonlu ve dağınıktır yıldızlar o simsiyah zeminin üzerinde. Her yıldız benim için güzeldir. Her yıldız ayrı bi ahenk katıyor o mükemmel tabloya. Her yıldız kendini o tablonun en mükemmel tablosu hissediyor, hissetmelide.
Aşkında samimi olan göz kırpar yıldızlara. Hiç birini ayırt etmeden en parlağından, en sönük olanına, gecenin zifiri karanlığına ölçüsüzce göz kırpar. Yıldızları engelleyen bulutları da, zihinlerdeki yanlış fikirlere, gözleri mühürleyen günahlara benzetirim. Yıldızlara benzetirim insanları ve bütün gece izlemek isterim o en parlak yıldızı.
Ukbanur Okur

Gözyaşlarında bulmak hayatın sevincini, seni sevenleri görmek kalp gözüyle, sonra cesaret gelir hayatın gayesine. Gökyüzüne korkusuzca süzülen bir güvercin gibi, tehlikenin ne olduğunu bilmeyen bir bebek gibi cesaretli olmak. Korkmamak insanları sevmekten, elinde olanları herkesle paylaşmaktan, en önemlisi de korkmamak bu hayatta yaşamaktan. Haksızlık yapıyorlar sana; susma konuş. Zalimin zulmüne karşı boyun eğme, savaş. Karanlıklar içinde kaybettiğin cesaretini bul ve güçlü bir insan olarak yaşa. Bir gün çaresizlikten gözyaşların akarsa durmaksızın, umudunu kaybetme sakın. Endişelerinin ve korkularının arkasına saklanacağına, cesaretinin arkasına saklan ve hayatın gayesini anlamaya çalış.’Cesaret imandandır’ sözünü hiç unutma ve daha anlamlı yaşa hayatını. Cesaretin varsa bir amacın vardır muhakkak. Eğer bir amacın varsa, kendine güveninde var demektir. Hadi o zaman durmayalım ve cesaretimizi toplayıp amacımıza ulaşmak için büyük adımlar atalım.
Gözlerimizi kapatıp her gün hayaller kurmak yerine, hayallerimizi gerçekleştirmek için bazı şeyleri göze almayı öğrenelim. Kalbimizin temiz olduğunu, düşüncelerimizin ise bir deniz kadar geniş olduğunu keşfedelim. Kendimizi düşünmek yerine başkalarını düşünelim. Nefretin, sevginin, yardımın, dostluğun ve düşmanlığın her şeyin ama her şeyin karşılıklı olduğunu unutmayalım ve ona göre düzeltelim davranışlarımızı. Her sabah hayata ve insanlara gülümseyerek karşılık verelim. Ama insanlara gülümserken çıkarlarımız için değil de, insanları sevdiğimiz için gülümseyelim. Sevgiler sunalım insanlara buket buket. Gözlerimizin içine baktıklarında anlasınlar kalbimizin samimiyetini. Cümleler kuralım; yüklemi hüzünle bitmeyen. Bir dünya kuralım insanlara; sevgiyle hükmeden.
Zeliha Pak
Start Slide Show with PicLens Lite
Gitmeni gönlüm engeller..Ama,gitme diyemez,utanır.Kal,diyemez,utanır.Bu hayat sensiz,usanır.Terk etmesin,gidişin bile gönlümü.Gidişine ağlar en azından gözlerim.Terk etmesin gidişin benim gözlerimi..Terk etmesin.Kaybolmanı kalbim engeller…
Vuslata giden ”SEN’İ”;kalbim severek arzu eder.Ve seninle kalbim rahmana gider.Seninle kalbim hayrana gider..seninle kalbim sevdana gider..
Yüreğimde çağla.Unutsun hayat sensiz hüzünleri bile.Sensiz gülüşleri bile,tebessümleri bile.
Hasret.Sensizlik haslet.Sensizlik sevgime hakaret.Gönlümde bir pınar var sevdana gider.Sen el koy viran kalbime.Yoksa kalbim sensiz buhrana gider.
Bedenim sensiz düşerse toprağa;baharlara gömün beni.Rüzgarlarla salın beni.Sevdalarda duyun.Sevdalarda bulun beni..
Kalbim sensiz bilinmezlere,görünmezlere,duyulmazlara gider.Seni severken kalbim baharlara gider..
Yaralı bir serçedir yüreğim yokluğunda.Seni düşündüm;hani seni üzenler vardı ya,varlığında.Sen benim gül yüzlü kelebeğim.Ben seni seviyorum derken,gerçek severim.Sevgi o zaman sevda seheri olur,aramaya koyulduğum yüreğimde..
Sevgimin adı;SEN..sevgimin yolu:SEN..SEVGİMİN SEBEBİ:sen..
Ahhh..birde gül yüzünü bir kere bile olsa görebilsem..
Bir sevgi sevdalısı
Emine DÜNDAR
Gözlerin değsin yalnız yanıma,
Gözlerin değsin kalemimin kanına.
Gözlerin yağıyor ufuktan,
Ve sözlerin düşüyor canımdan.
Islanıyor saganak gözlerinde sözlerim.
Yeşilinde soluyor ellerim,
Hoyrat sözlerimin celladı gözlerin.
Titrek ellerimin pervasız fermanı,
Yolcusuz yolun daim sayyahı,
Gökkuşagının bitimsiz siyahı gözlerin.
Uzatma bana ellerinde küllerimi,
Islattığın yerde yangın lekelerimi,
Rengini veren mürekkep demlerini.
Ukbanur OKUR
Start Slide Show with PicLens Lite